SAVAŞ AMACIYLA ÖRGÜTLENMEK SAVAŞIN BİÇİMİNE SIKI SIKIYA BAĞLIDIR
 
Savaş sözcüğünü kullanmak bile kimilerine sıkıcı geliyor. Bunu biliyoruz. Fakat buna rağmen gerçekleri bilince çıkarmak zorundayız. Çünkü, emperyalizm, sömürgecilik, yeni-sömürgecilik, kısaca baskı ve sömürü, işçi sınıfını ve özellikle ezilen ezilen dünya halklarını, istemedikleri amansız savaşların içine çekiyor. Öyle ki, halkların en basit değişiklik istemleri, inatla ve en vahşi biçimde bastırılmak isteniyor; insanca ve özgür yaşamak, dayatılan haksız savaşları kazanmakla özdeşleşiyor. Ve baskı ve sömürünün pençesi altında bulunan ”uysal”ın haklılığı, önemli olmakla birlikte tek başına, dayatılan saldırgan savaşları kazanmaya yetmiyor. Savaş amacıyla örgütlenmek gerekiyor.
    Savaş amacıyla örgütlenme, savaşımın biçimi sorununa sıkı sıkıya bağlıdır. Savaşım biçimleri ise çok ve çeşitlidir. Farklı mücadele biçimlerini kabul eden Marksizm-Leninizm, şu ya da bu mücadele biçiminin başa alınmasında veya temel mücadele biçimi olarak saptanmasında, toplumsal gelişmenin genel yasaları ışığında somut ve tarihi şartların belirleyiciliğini esas alır. Somut ve tarihi şartların tezahürü, ülkeden ülkeye, ayrı ayrı ulusal koşullarda yaşanan değişik ekonomik-politik süreçlere göre farklılıklar gösterir. Ve değişik ekonomik-siyasal konjonktürlere sahip ülkelerin evrimlerine tekabül eden savaşım biçimlerinin çeşitliliği, özünde söz konusu farklılıklara dayanıyor.
    Örneğin, ABD, Japonya ve Batı Avrupa gibi gelişmiş kapitalist ülkelerin evrimlerinin bugünkü aşamasında, toplumsal örgütlenme ve mücadele, genelde öne çıkan savaşım biçimi olarak kabul görüyor. Bu ”sosyalizme barışçı geçış”e ”gerekçe”(!) yapılmadıkça doğrudur. Ancak, buna karşın, emperyalist ve sömürgeci saldırıların boy hedefi durumunda bulunan sömürge ve yeni sömürge ülkelerin evrimleri, silahlı mücadeleyi temel mücadele biçimi olarak öne çıkardı, çıkarıyor.
    ”Kıtadaki halk devriminin başlıca amacı; bürokratik askeri devlet mekanizmasını yok etmek ve bunun yerine, mevcut ekonomik ve sosyal rejimi değiştirmek üzere, silahlı halkın geçişini sağlamak yoluyla, iktidarın ele geçirilmesidir. Bu amaca sadece silahlı mücadele yoluyla ulaşılabilir. Mücadelenin gelişimi ve örgütlenmesi; hareketin yürütüleceği doğru yerin ve en uygun örgütlenme yöntemlerinin seçilmesine bağlıdır(6).
    ”Olaylar, emperyalizmin başlıca eğemenlik aracının şiddet olduğunu gösteriyor. (…) Şiddetin ancak şiddetle ortadan kaldırılabileceğini bilmiyorsak hiç bir şey bilmiyoruz demektir. Emperyalizmin ne olduğunu bilenler, onun ulusal güçlere karşı devamlı şiddete başvurduğunu da pekala bilirler. Emperyalizmin boyunduruğundan kurtulup da (ister sömürgecilik, ister yeni sömürgecilik şeklinde olsun) kurban vermemiş bir tek ülke yoktur. Önemli olan, ulusal kurtuluş hareketlerinin ne gibi şiddet yöntemlerine başvuracağını tayin etmek, emperyalist şiddet yöntemlerinin öcünü almakla yetinmeyip sonuca yani gerçek ulusal kurtuluşa ulaşmaktır.
    ”Bazı halkların hayatında yer alan dünkü ve bugünkü deneyler, dünyadaki –özellikle Vietnam, Kongo ve Rodezya’daki- ulusal kurtuluş mücadelelerinin, bağımsızlığını barışçı yoldan kazanmış ülkelerde görülen çelişmelerin ve nihayet devamlı şiddetin çizdiği zikzakların gösterdiği gibi, emperyalizmle uzlaşmak mümkün değildir; emperyalizm baskısı altında ülkelerin kurtuluş yolu sadece ve sadece silahlı mücadeledir.
    ”Halkın umutlarını boşa çıkarmamak için ulusal kurtuluşun tek ve etkin yolu silahlı mücadeledir görüşünü öne sürmekle kimseyi şaşırtmadığımız kanısındayız. Halkların kurtuluş çabasına gerçekten katılmış herkes, kurtuluş savaşlarının tarihinde bu dersin yazılı olduğunu da görecektir.”(7)
    ”Siyasi eylemin en yüksek biçimi olan halk silahlı mücadelesi, yeni sömürge ortamında, devrimci bir ayraç rolü oynamaktadır.”
    ”Kurtuluşa barışçı eylem yoluyla varmanın mümkün olmadığı anlaşılmıştır.”(8)
    Ayrıca Küba, Çin, Vietnam, Cezair, Angola, Mozambik ve Nikaragua devrimlerinde, silahlı mücadelanin temel bir işlev gördüğü ve söz konusu devrimlerin gelişme yoluna damgasını vurduğu tartışma götürmüyor.
    Diger yandan, tarihsel deneyim, aynı savaşım biçiminin bile, bu iki kategoriye giren ülkelerde, hatta bizzatihi sömürge ve yeni sömürgelerde özü itibarıyla farklılıklar gösterebileceğini gösteriyor. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa, İtalya ve Almanya gibi batı Avrupa ülkelerinde şehir ve kasabaları esas alan gerilla savaşlarına karşı Asya ve diğer bazı sömürge ve yeni sömürge ülkelerde gerilla hareketleri kırsal alanları (yani köylülüğü) temel aldılar. Yine yukarıdaki çözümlememizde ikinci kategori içinde anılan Küba, Çin ve Nikaragua devrimlerindeki benzerlik ve ayrılıklar, daha da öğreticidir. Bilindiği gibi halk savaşına sahne olan bu üç ülkede de, devrim, esas olarak silahlı mücadele çizgisini izledi. Ancak silahlı mücadele, bu ülkelerde farklı muhtevalar kazanarak gelişti. Örneğin, birbirlerinden çok farklı çizgilere sahip olan Küba ve Çin devrimleri “şehirlerin kırlardan kuşatılması” konusunda önemli benzerlikler gösterirken; Küba ve Çin devrimlerinin yakından incelendiği, hatta belli dönemlerde şu veye bu biçimlerde denendiği Nikaragua’da devrim, Küba ve Çin stratejilerinin yaşattığı yenilgiler ortamında kendine özgü bir yol çizdi. Kır ve şehirlerdeki mücadele diyalektik bir bütünlük içinde ve silahlı mücadele çizgisinde birleştirildi. Silahlı mücadele, toplumsal örgütlenme ve savaşımla güçlendirilerek zafere ulaşıldı.
    Farklılığın boyutları açık. Kaynağını açığa çıkarmak gerekiyor. F. Kastro ve Che Guevara’nın yaktıkları devrim ateşiyle kavrulan Nikaragua, herşeyden önce, 1950’li yılların Kübası değildir. İkincisi, ABD emperyalizmi, Küba deneyiminden çıkardığı derslerle bir bütün olarak Latin Amerika Ülkelerinde “köklü tedbirler” almış ve bu yolda belli mesafeler katetmiştir. Ve Nikaragua’da, söz konusu ‘tedbir’lerin ekonomik ve sosyal yapıdaki etkilerinden payına düşeni almıştır. Çin ise, çok daha değişik bir ülke idi. Uzun süreli halk savşının kaçınılmaz olduğu bu çok geniş ve yarı-feodal ülkede, nüfusun 5/6’ini köylüler oluştururken(9); Nikaragua’da kırsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı sadece % 50’dir(10), kapitalizmin egemenliği ve yoğun bir proleterleşme söz konusudur.
    Sıraladığımız örneklerde de görüldüğü gibi, ekonomik-toplumsal yapı, somut tarihi ve siyasal koşullar, hangi mücadele biçiminin temel alınması gerektiğini belirlemekle kalmıyor, başa alınan savaşım biçimi yanında önem kazanan diğer mücadele türlerini de bilince çıkarıyor ve bir bütün olarak devrimin gelişme seyrini etkiliyor. Yine aynı somut ve tarihi koşullar, iktidar amacıyla örgütlenme sorunu ile mücadele biçimi arasındaki diyalektik bağıntıyı önemsemeyen ya da kavramak istemeyen kolaycı, muğlak ve belirsiz yaklaşımları da yadsıyor. ABD, Japonya, Kanada, ve Batı Avrupa ülkelerinde, bu ülkelerin evrimlerinin bugünkü aşamasına denk düşen “barışçı eylem” sürecini “sosyalizme barışçı yoldan geçiş süreci”yle özdeşleştiren komünist partilerin ezici çoğunluğunun, toplumsal muhalefete geriden el sallamaktan öte gidememeleri; çelişkilerin çok daha keskin ve karmaşık olduğu Cezair ve Nikaragua gibi ülkelerde silahlı mücadelenin belirleyici önemini kavramayan “kardeş partiler”in, devrim süreci boyunca nal toplamaları bu bakımdan öğreticidir.

© www.zekiadsiz.com

 
   
 

 

 

   
The new rolex replica sale total of three, were used steel, forged carbon and rose gold ring material as a table, while the bezel and crown in all black ceramic material. New watch canceled Arabic numerals, making the dial looks more simple and capable. Compared with this, the more important changes in the timing button. The new round button to cancel the original design, but with a richer sense of power rectangle, making feel more comfortable, the visual effect is more prominent. And the four screws that secure the base for the watch to add a little domineering. Inherited the breitling replica three classic styling, but also full of visual impact. This is the first impression of the new rolex fakes for sale chronograph gives. rolex replica uk new watch is the second product, under rolex fakes for sale series.
RESIMLER HAYATI ANISINA ESERLERI MESAJ