Sol Birlik | Eruh-Şemdinli Olayları | Tevger | DBP | Birlik Ve Ciddiyet

BİRLİK YAKICI BİR İHTİYAÇTIR AMA CİDDİYET VE ÖZVERİ İSTİYOR!.. (*)
 
Birliğin acil bir görev ve yakıcı bir ihtiyaç haline geldiği tartışma götürmüyor. Çünkü çanlar devrimci-yurtsever güçler ve halk olarak hepimiz için çalıyor. Ama işin ciddiyeti, bir türlü kavranamıyor ya da kavranmak istenmiyor.
    Oysa birlik, ciddi bir iştir. Böyle bir işin üstesinden gelebilmek için, öncelikle ayrılıkların nedenlerini bilince çıkarmak ve “Nasıl Bir Birlik?” sorusunu yanıtlamak gerekiyor.
    Sınıflı toplumlarda, değişik sınıfların kendi sınıf çıkarlarını yansıtan ideoloji ve politikalarıyla siyaset arenasında yer almaları, toplumsal gelişmenin bir yasasıdır. Kürt toplumu da, sınıflı bir yapı arz ediyor ve ayrılıkların bir nedeni burada yatıyor. Ki buna sadece doğal denebilir. İkincisi, ekonomik-sosyal, kültürel ve entellektüel gelişmesi baltalanmış ve çarpık bir gelişme süreci içine sokulmuş toplumlarda görülen geriliğin ve çarpıklığın ürettiği “yapay” ayrılıklardır. “Yapay” ayrılıkları bütün yoğunluğuyla yaşayan toplumumuzda, durum daha karmaşık bir hal alıyor.
    Öyle ki, sınıfsal çıkarlara dayalı doğal ayrılıklar kadar yapay ayrılıklar da, ulusal çıkarlar etrafında birleşmenin önüne engel olarak çıkıyorlar. Hatta bazen “yapay” ayrılıkları besleyen gerilik, hazımsızlık, dar görüşlülük, birbirini kabullenmeme, faydacılık, sekterlik ve “kardeş kavgası” gibi unsurlar, doğal ayrılıkları keskinleştiriyor, gölgeliyor ve zaman zaman belirleyici hale geliyorlar. Güney Kürdistan’lı yurtsever güçler arasında yıllarca süren çatışmalar UD, Hevkari, Sol-Birlik, Tevger vb. Birlik deneyimlerine ebelik eden bölücü tasfiyeci mantık ve tasfiyeciliğin şiddetle tasfiyesi yeltenişleri, bu durumu, bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
    Birlik zeminini biçimlendiren doğal ve “yapay” ayrılıklar, işin ciddiyetini bilince çıkarmakla kalmıyor; “Nasıl Bir Birlik?” sorusuna da doyurucu bir yanıt getiriyor. Birlik sürecini, basitten karmaşığa doğru örmek gerekiyor. Bu ise, ulusal bir cephenin inşasını ön plana çıkarıyor. Ulusal cephenin öne çıkan bir görev olmuş olması, siyasal birlik çalışmalarını yadsımıyor. Ama kimilerinin yaptığı “Birlik toplantıları”na özenerek ikincisini birincisinin önüne koymak, sorunu tersten çözümlemek anlamına geliyor.
    Birlik sorununu tersten çözümlemeye çalışmak, ülkemiz koşullarında yan gelip yatmak ya da en azından oyalanmak anlamına geliyor. Oysa ülkemizde sıcak bir savaş ortamı yaşanıyor. Devrimci süreç ve tarihimizin ibret verici dersleri, ulusal kurtuluştan yana olan güçleri, yurtsever kuruluş ve kişileri, dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilecek adımlar atmaya davet ediyor. Zamanla yarışmak gerekiyor.
    Doğal ayrılıkların ortak paydalarını bulmak; strateji farklılıkları arasında eşgüdüm sağlamak; “yapay” ayrılıkları, sorumluluk ve özveriyle aşma; ve ULUSAL CEPHE’nin inşası yolunda somut adımlar atmak gerekiyor.
    ULUSAL CEPHE’nin inşası acil bir görevdir; ama ciddiyet ve özveri istiyor.

(*) Bu yazı; ilk olarak İstanbul’da yayınlanan Vatan Güneşi adlı derginin 3. sayısında (Kasım 1989) F. Dicle imzasıyla, ikinci olarak da Zeki Adsız, Devrimci Süreç Birlikler Sorunu Faşizme ve Sömürgeciliğe Karşı Mücadele Perspektifleri (Heviya Gel Yayınları, 1991, Almanya) adlı kitapta (ss. 137-138) yayınlanmıştır.

© www.zekiadsiz.com

 
   
 

 

 

   
RESIMLER HAYATI ANISINA ESERLERI MESAJ