Devrimci Süreç Ve Birlik Sorunu | Daxuyani Yekîtiyê
 

DEVRİMCİ SÜREÇ VE BİRLİK SORUNU
 
Devrimci teorinin sunduğu verilere, ulusal ve sosyal devrimlerin zengin deneylerine rağmen, ortak düşmana karşı ortak savaşın örgütlenmesi, her ülkenin ekonomik, toplumsal ve siyasal gelişme aşamalarına uygun olarak sıkıntılı ve sancılı süreçler yaşıyor. Özellikle işçi sınıfı hareketinin zayıf, ya da kendisini burjuva ve küçük burjuva etkilenmelerden koruyamadığı, güçlü bağımsız bir örgütlülüğe sahip olamadığı ülkelerde, değişik toplum kesimlerini düşmana karşı asgari ortak mücadele hedeflerinde birleştirmek daha bir zorlaşıyor. Dolayısıyla “birlik” sürecinin geliştirilmesinde, işçi sınıfının devrimci ilkelerde birliği, belirgin bir önem kazanıyor.
    Parçalı bir sömürge durumunda bulunan ülkemiz Kürdistan’da, halkımızın sömürgeci köleliğe karşı mücadelesinin uzun bir geçmişi var. Ulusal hareketin tarihi, halkımızın destansı direnişlerinin yanı sıra, yine ulusal hareketin yapısında geliştirdiği çok yönlü zaaflarla doludur. Amansız bir sömürü ve baskı altında biçimlenen ekonomik, sosyal ve siyasal yapının izlerini taşıyan sözkonusu zaaflar, sadece zaferi etkilemekle kalmadı; toplumumuzun bağrında derin yaralar açan olumsuz bir birikime kaynak oluşturdu. Ve düşmana karşı ortak savaşımın örgütlendirilmesini, geliştirilmesini önemli ölçülerde engelledi. Esas mücadele alanımız olan Kuzey Kürdistan da tarihin bu olumsuz mirasından payına düşeni aldı.
    Zulme, sömürü ve baskıya karşı mücadelenin bazı dönemlerde kesintiye uğradığı Kuzey Kürdistan’da, ulusal kurtuluş savaşımı kendi özgül koşullarına uygun olarak farklı bir seyir izledi. Özellikle 1970’li yıllar, yeni bir dönemi karakterize etmek bakımından önemlidir. Kürdistan işçi sınıfının ulusal ve enternasyonalist görevlerini kavramaya başladığı bu dönemde, çağdaş kurtuluşçu görüşler ilk kez belirgin bir biçimde kendisini gösterdi. Ekonomik, toplumsal ve politik gelişme ve değişmeler, ülkede yoğun bir hareketlilik yarattı. 1975 Güney Kürdistan kutuluş hareketinin yenilgi nedenleri, sosyalist sistem, ulusal ve sosyal devrimlerin dünya ölçüsündeki başarıları, söz konusu toplumsal hareketliliğin beslediği devrimci gelişmeleri etkiledi; devrimci süreci hızlandırdı. İdeolojik planda bilimsel sosyalizmden yana gelişmelerin sağlanmasına kaynaklık etti.
    Ancak bu olumlu gelişmeler tek başına, değişik sınıf ve tabakaları ulusal kurtuluş hedeflerinde birleştirmekte motor işlevi görebilecek devrimci bir ulusal ve sosyal kurtuluş çizgisinin geliştirilmesi için yeterli değildi. Çünkü aynı dönem, ciddi ideolojik, politik ve örgütsel görevler dayatıyordu. Bu ise her şeyden önce, belli bir deney birikimini, ulusal ve sosyal devrimlerin evrensel deneyimlerinden yararlanmayı, Kürt ulusal kurtuluş hareketinin öğretici tarihinden gerekli dersler çıkarmayı gerektiriyordu. Ne var ki bu yapılamadı, ve elverişli nesnel koşullar gereği gibi değerlendirilemedi. Dolayısıyla Kürdistan devriminin teorik tezleri geliştirilemedi, ulusal kurtuluş savaşımızın gereklerine uygun sağlam ve kalıcı örgütlenmeler yaratılamadı; burjuva küçük burjuva idolojik-örgütsel yapılardan gelen zaaf ve yetersizlikler aşılamadı. Aksine derinleşti. Ayrıca yurtsever-demokrat hareketlerin yanı sıra işçi sınıfı adına ortya çıkan sosyalizm yönelimli örgütler de, -şu ya da bu biçimde- işçi sınıfı saflarına burjuva ve küçük burjuva düşünceleri taşıma işlevi gördüler. Dolayısıyla Kürdistan işçi sınıfının, sağlı-“sol”lu burjuva ve küçük burjuva etkilerden korunması, bağımsız bir sınıf hattının geliştirilmesi sağlanamadı. Ve ulusal demokratik güçlerin birliği yolunda mesafe alınamadı.
    Nihayet bu ve daha başka bazı nedenlerden ötürü yalnız yurtsever, demokrat örgütler değil, sosyalizm yönelimli hareketler de, 12 Eylül faşist darbesi karşısısnda her yönüyle hazırlıksız yakalandılar. Sistemli bir geri çekilme ve savunmayı bile beceremediler. Örgütlerini ve kadrolarını koruyamadılar. Dahası 12 Eylül yenilgisinin göze batırdığı zaaflarını, yetersizliklerini, kofluklarını görme ve bilimsel yöntemlere başvurarak onları aşma yürekliliğini gösteremediler. Tam tersine eski burjuva ve küçük bujuva reformist, sekter yapılarında ayak direttiler. Dolayısıyla yeni yeni bölünmelere neden oldular. Ayrışmaları, sağlıksız bölünmeler ve yer yer dağılmalar izledi. Yılların emeği ile oluşan devrimci birikim önemli ölçüde heba edildi. Bunalım ve çürüme payına düşeni aldı, alıyor.
    Ne ki, süreci geriye çekmek, ileriye yönelik gelişmelerin önünü tıkamak isteyen düşünce ve davranışlar, devrimci, demokratik ve yurtsever örgütlerde, nasıl bir örgüt, nasıl bir program ve nasıl bir mücadele üzerinde yoğunlaşan tartışmaları saptırmaya, sınıf gerçeğine dayalı ayrışmaları engellemeye yetmedi. Aksine acımasız ideolojik ve örgütsel mücadelelerle iç içe gelişen bu süreç, işçi sınıfını sağ bir çizgide bölmek isteyen küçük burjuva reformizminin, işçi sınıfı ideolojisini kaba bir biçimde revize eden “sol” sekterizmin maskesini düşürdü; bunların artıklarıyla denenecek “yeni tip” burjuva ve küçük burjuva yapıların (kitle partilerinin) da çözüm olamayacağını açığa çıkardı. Kürdistan’da yaşanan boşluğu doldurma yolunda atılması gereken tarihsel adımın işçi sınıfının devrimci ilkelerde birliğini sağlamak, onu, ulusal kurtuluş savaşımın düzeyine uyarlanmış, marksist-leinist ideoloji ile silahlanmış öncü bir müfrezeye kavuşturmak olduğunu bilince çıkardı. Bugünkü görev, bu konuda somut adımlar atmak, birlik tüccarlığı yapanları silahsızlandırma yolundaki çabalarımızı yoğunlaştırarak, değişik sınıf ve tabakaların ülkenin bağımsızlığı hedefinde birleşmeleri önündeki engelleri bir bir söküp atmaktır.
    İşte sömürgeciliğe, faşizme ve emperyalizme karşı mücadele içinde, burjuva ve küçük burjuva sapmalarla hesaplaşma sürecinde şekillenen KİP-GBK ve TKSP-ROJA WELAT, söz konusu tarihsel görevlerin dayattığı sorumlulukların gereği olarak, yeni bir dönemin kapılarını aralamaya, Kürdistan işçi sınıfının devrimci ilkelerde birliğini sağlamak yolunda bu tarihsel adımı atmaya karar verdik. Ve örgütlerimizin inşa süreçlerinin halen yer yer devam eden ayışmaların beraberinde getirebileceği muhtemel sorunları da göze alarak aşağıdaki ideolojik politik ilkelerde ve ideoloik-örgütsel birlik sürecinin izleyeceği seyir üzerinde anlaştık. TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ- (TKS) olarak çalışmalarımızı sürdürmeye karar verdik.

 

KÜRDİSTAN’IN SOSYO-EKONOMİK YAPISI
 
Emperyalizmin çıkarlarına uygun olarak bölge devletleri (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) arasında bölüşülen ülkemiz Kürdistan, bugün de parçalı bir sömürge durumundadır.
    İlk kez Osmanlı ve iran imparatorlukları arasında bölüşülen ülkemiz, uzun yıllar bölgeye yönelik istila savaşlarının alanı oldu. Ekonomik, sosyal ve siyasal gelişimi engellendi. Birinci Dünya savaşı sonrasında emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda bölge devletleri arasında yeniden bölüşüldü ve dörde parçalandı. Kürdistan’ı aralarında bölüşen bölge devletleri, Kürt ulusunun tarihini, dilini, kültür ve sanatını yok etmek, hatta halkımızın varlığını inkar etmek için ellerinden geleni yaptılar. Ve Kürdisatan’ın yeraltı-yerüstü zenginlik kaynaklarını yağmalayarak ekonomik ve toplumsal yapıyı tahrip ettiler; onun bağımsız gelişimini engellediler.
    Kuşkusuz Kürdistan’ın bölüşülmesi ve sömürgeleştirilmesi kolay olmadı. Kürt halkının sayısız direnişiyle karşılaştı. Ulusal nitelikler gösteren başkaldırı ve direnişler her defasında, sömürgecilerin kanlı saldırı ve komploları ile bastırıldı. Sömürgeci-sömürge ilişkileri, her parçanın ekonomik ve toplumsal yapısı, sömürgeci ülkelerdeki farklı sosyo-ekonomik gelişme ve değişmelere göre değiştirilmek istendi. Sömürgeci ülkelerdeki merkezileşmeye bağlı olarak sömürgeci denetim mekanizması geliştirildi, pekiştirildi. Dolaysıyla her parça, yine o parçayı elinde bulunduran egemen ülkedeki kapitalist gelişmeye bağlı olarak, parçalı ve geri bir ekonomik-sosyal ve siyasal gelişme sürecine sokuldu.
    Kuzey Kürdistan’ın ekonomik ve sosyal yapısını tartışan örgütlerimizin yetkili organları, üretimin egemen karakterinin kapitalizm olduğu tesbitine vardılar. Ve bu konuda, uzun bir süreden beri araştırma içinde bulunan TKSP-Roja Welat’a, Kürdistan’ın sosyo-ekonomik yapısını günümüz verilerine göre gerekçelendirme görevi verildi. Bu araştırmanın sonucu kadrolara ve kamuoyuna sunulacaktır.

 

KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN PERSPEKTİFLERİ VE İTTİFAKLAR SORUNU
 
Ülkemizin emperyalizmin çıkarlarına uygun olarak bölge devletlerinin silahlı zoru ile parçalanması, sömürgleştirilmesi ve dün olduğu gibi bugün de önemli bir sömürü alanı, bölge açısından stratejik bir konuma sahip olmuş olması, Kürt ulusal sorununa değişik boyutlar kazandırıyor. Kürdistan sorununu, bölgemiz Ortadoğu’nun bir sorunu, ve aynı zamanda uluslararası bir sorun durumuna getiriyor.
    Diğer yandan Kürdistan’ın parçalı durumu, halkımızın sömürgeci devletlerin çizdiği “sınırları” tanımamasına rağmen bir gerçekliktir. Çünkü bu durum, nesnel olarak her parçanın ekonomik-sosyal ve siyasal yapısında da kendisini farklı biçimlerde gösteriyor. Ancak söz konusu farklı gelişme, her parçanın önünde bulunan tarihsel devrim aşamasını değiştirmiyor; parçalar arası etkileşimi engellemiyor. Zorunlu dayanışma ve birliğin gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Aksine devrimin perspektiflerinde ve ittifaklar sorununda bu gerçekliğin göz önünde bulundurulmasını gerektiriyor.
    Bu ve buna eşlik eden diğer somut tarihi, toplumsal ve siyasal koşullar çerçevesinde soruna yaklaşıldığında, Kuzey Kürdistan’da, Kürt ulusunun önünde bulunan tarihsel devrim aşaması ulusal demokratik devrimdir. Ulusal çelişkinin tayin edici olduğu bu aşamada devrimimizin temel hedefi, sömürgeci boyunduruğa son vermek, Türk sömürgeciliğini ve emperyalizmi kovmak, Kürdistan’da bağımsız, özgür ve demokratik bir toplum kurmaktır. TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ’nın nihayi amacı, Kürdistan’da sosyalizmi kurmak ve gelişmiş sosyalist toplumu yaratmaktır.
    Devrimimizin düşmanları, dışta emperyalizm ve sömürgeci-tekelci Türk devleti, içte ise, halkımıza karşı sömürgecilerle işbirliği içinde bulunan işbirlikçi güçlerdir. Buna karşı başta işçi sınınfı, köylülük, kent küçük bujuvazisi ve objektif konumu itibarıyla ulusal burjuvazi, devrimimizin toplumsal tabanını oluşturur. Ulusal burjuvazinin ikili karakteri savaşım sürecinde daha belirginlik kazanır. Ülkenin bağımsızlığa kavuşturulması ekseninde çıkarları çakışan bu sınıf ve tabakaların bileşiminde ifadesini bulan halkçı karakter, aynı zamanda devrimimizin bu ilk aşamasındaki karakterini belirler.
    Kürdistan işçi sınıfı, toplumumuzun en devrimci sınıfıdır. Onun nicel olarak zayıf olması, ulusal ve enternasyonalist görevlerini gereği gibi yerine getirmesine engel değildir. Ülkemiz nüfusunun ezici bir çoğunluğunu oluşturan köy ve kent emekçileri, işçi sınıfının temel müttefikleridir. TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, başta işçi sınıfı olmak üzere, köy ve kent emekçilerini, diğer ara tabakaları ve ulusal burjuvaziyi, Kürdistan’ın bağımsızlığa kavuşturulması ve toplumun demokratik bir gelişme yoluna sokulması hedeflerinde ulusal demokratik cephede birleştirmeye çalışır. Kuzey Kürdistan’da yaşayan tüm işçi ve emekçileri -hangi ulustan olursa olsun-, kendi çatısı altında örgütler; Kürdistan’daki Ermeni, Arap, Türk, Süryani ve diğer ulusal azınlıkların demokratik örgütleriyle işbirliği yapar.
    Günümüz koşullarında bölünmüşlüğün getirdiği birçok örgüt, parti ve grubun varlığını göz önünde bulunduran TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, bir yandan ideolojik-politik olarak kendisine yakın olan parti, örgüt ve gruplarla örgütsel siyasal birliği gündemde tutar; ilkelerine uygun samimi bir çaba içinde olur. Diğer yandan ulusal demokratik cepheye giden yolda sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı mücadele ekseninde, demokratik ve eşitlik ilkelerini esas alarak tüm devrimci-demokratik ve yurtsever güçlerin bir araya gelmeleri için yoğun bir çaba harcar. Kuzey Kürdistan ve diğer parçalardaki ulusal kurtuluşçu parti ve örgütlerin tümüne karşı izledikleri ideolojik-politik çizgiyi temel alan bir yaklaşım içinde olur; onları sömürgeci düşmana karşı aldıkarı konumlara göre değerlendirir. Elde silah düşmana karşı Kürdistan halkı için savaşan ya da politik mücadele sürdüren tüm Kürdistan’lı hareketleri yurtsever olarak görür. Bazı hareketlerin yurtsever-devrimci örgütlere karşı uyguladıkları teröre, ve yine devrimci-yurtsever örgütler arasında görülen karşılıklı tasfiyeci anlayışlara karşı mücadele eder. Yurtsever ve devrimci örgütler arasında ortaya çıkabilecek sorunların demokratik ve barışçı yoldan çözümlenmesine ve yurtsever-devrimci örgütler arasındaki ilişkilerde demokratik ilkelerin yerleşmesi için çalışır.
    Ulusal kurtuluş sürecinde işçilerden başlayarak köylüler, kent küçük burjuvazisi ve diğer halk kesimlerinin temel istemi bağımsızlıktır. Bağımsızlık istemi aynı zamanda halkımızın yaşadığı Kürdistan’ın diğer parçalarındaki ulusal kurtuluş güçleriyle dayanışma ve birlik içinde bulunmanın, silah zoruyla parçalanmış ülkemizi birleştimenin de bir gereğidir. Ayrıca söz konusu dayanışma ve birlik, Kürdistan sorununun bölgesel ve uluslararası boyutlarının dayattığı bir zorunluluk; ortak düşmana karşı ortak savunma ve direniş stratejilerinin geliştirilmesi için de gereklidir. Kürdistan’ın parçalarındaki savaşımın birbirini yakından etkilemesi de bunun için elverişli koşullar yaratmaktadır. Bu yolda mesafe katedilmesi, düşman güçlerin Kürt ulusal hareketinin zaaflarından yararlanmalarını engelleyecek; ortak saldırıların püskürtülmesi, ulusal birliğin sağlanması, dil ve kültürün geliştirlilmesi ve Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan’ın kurulması için uygun koşulların yaratılmasını olumlu yönde etkileyecektir. Bu bakımdan Kuzey Kürdistan devrimimizin en yakın müttefiği diğer Kürdistan parçalarının ulusal kurtuluş güçleridir. TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ bu inançla, her paçada kendi seyri içinde gelişen ulusal kurtuluş savaşımında yer alan tüm yurtsever, demokrat ve devrimci güçlerle, bunların iç işlerine karışmadan en yakın dayanışmanın örgütlenmesi konusunda çaba harcamayı görev olarak kabul eder. Ulusal kurtuluş güçleri arasında eşgüdüm ve giderek ulusal bir organızasyonun örgütlenmesi için çalışır.
    Ayrıca TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, yukarda belirlenen devrimimizin stratejik hedefleri ve bağımsız gelişme yolunun yanı sıra, tarihi gelişmenin sunabileceği başka olanakları da gözardı etmez. Tersine Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin birbirini yakından ilgilendiren, etkileyen nesnel gerçeklikleri de gözönünde bulundurur. Kürdistan ve Türkiye devrimlerinin çıkarları gerekli kıldığı durumlarda, eşitlik esasına dayalı demokratik bir federasyonun oluşturulmasını da ulusal sorunun leninist bir çözümü olarak kabul eder. Dolayısıyla Türkiye ve Kürdistan halklarının ortak düşmana karşı mücadelede sıkı bir dayanışma içinde olmaları gereğine inanır. Yine faşist çarkın dağıtılmasını, emperyalizmin ülkelerimizden kovulmasını, tekellerin ekonomi üzerindeki denetimlerinin kırılmasını, ve Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce belirleyebilmesini içeren ortak bir savaşımın örgütlenmesi için de çalışır. Ve bu ilkeleri esas alan ortak savaşım için birleşik halk cephesinin örgütlenmesi gerektiğine inanır. Bu ve benzeri nedenlerden ötürü TSK, Türkiye işçi sınıfını ve demokrasi güçlerini de en yakın müttefiklerinden biri olarak görür. Ortak savaşımın örgütlenmesi için çaba harcar.
    Devrimimizin uluslararası stratejik müttefikleri, Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkeler, anti-emperyalist ulusal kurtuluş hareketleri ve kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfı hareketleridir. Ayrıca ülkemiz, acımasız bir savaş ocağı olan Ortadoğu’da önemli ve stratejik bir konuma sahiptir. Ortadoğu’da gelişen anti-emperyalist mücadelenin güçlenmesi ve yeni bir nitelik kazanması, ulusal kurtuluş savaşımız açısından da elverişli koşullar yaratacak; onun manevra alanını genişletecektir. Bu nedenle bölgedeki gelişmelerin yakından izlenmesi, değerlendirilmesi, sömürgeciliğe karşı savaşın emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele ile birleştirilmesi gerekiyor. Bunun bilincinde olan TSK, -bölge planında- ezen ulusların işçi sınıfı ve demokrasi güçleriyle dayanışmayı ve anti-emperyalist mücadeledeki yerini güçlendirmeyi zorunlu görür.

 

KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GELİŞME YOLU
 
Kürdistan devriminin stratejik hedeflerini belirleyen bugünkü somut tarihi, iktisadi ve sosyal koşullar, aynı zamanda devrimimizin gelişme yolunu belirler. Devrim için savaşan parti ve örgütler açısından devrimin stratejik hedeflerinin belirlenmesi ne kadar zorunluysa, onunla diyalektik bir bağıntı içinde bulunan mücadele biçiminin de açık ve net bir şekilde konulması bir o kadar zorunlu ve gereklidir. Çünkü devrimin gelişme yolu, devrimci eylemin örgütlendirilmesinde gerekli bir pusula niteliğindedir.
    Bu bilimsel gerçeklikten hareket eden TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, işçi sınıfı biliminin kitlelere götürülmesinde, emperyalizme, sömürgeciliğe ve yerli gericiliğe karşı mücadelede her türlü mücadele araçlarından yararlanır, onları ustaca kullanır. Devrimimizin bağımsız gelişme yoluna uygun olarak silahlı mücadeleyi zorunlu görürür. Ve bu amaçla uzun vadeli bir halk savaşının örgütlendirilmesi için gerekli hazırlıkları yapmayı önüne bir görev olarak koyar.

 

ÇAĞIMIZIN NİTELİĞİ VE BARIŞ MÜCADELESİ
 
Çağımız, 1917 Ekim Devrimiyle başlayan kapitalizmden sosyalizme geçiş ve ulusal kurtuluş savaşları çağıdır. Başta Sovyetler Birliği olmak üzere sosyalist sistem, sömürge ve bağımlı ülkelerin ulusal kurtuluş mücadeleleri ve kapitalist ülkeler işçi sınıfı hareketi, dünya devrim sürecinin ana bileşenleridir. Ve dünya devrimci güçlerinin en sıkı dayanışması her geçen gün daha bir önem kazanıyor, ortak tutum almanın zorunluluğunu daha bir bilince çıkarıyor.
    Dünyanın sosyalizmden yana bir değişim içinde olduğu günümüzde, emperyalist-kapitalist sistemin bunalımı gün be gün derinleşiyor. Emperyalist-kapitalist cephede bunalım derinleştikçe, emperyalizmin ve gerici müttefiklerinin, dünya devrimci güçlerine yönelik ideolojik, politik, askeri ve diplomatik saldırıları daha bir artıyor. Dahası, tezgahladığı dünya savaşlarıyla milyonlarca insanın canına kıyan emperyalizm, insanlığı yeni bir dünya savaşıyla tehdit ediyor. Ve üçüncü bir dünya savaşına ortam hazırlamak için her türlü kışkırtıcılığa, saldırganlığa başvuruyor.
    Fakat yeni bir dünya savaşı kaçınılmaz değildir. Başını sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerin çektiği dünya devrimci ve anti-emperyalist güçleri, yeni bir dünya savaşına, yeni yeni bölgesel savaş ocaklarının yaratılmasına karşı çok yönlü bir mücadele yürütüyor; emperyalist ve gerici güçlerin saldırgan manevra alanlarını daraltıyorlar. Ve savaşlara neden olan emperyalist-kapitalist sömürü ve baskıya, işgal ve saldırılara karşı güçlü caydırıcı bir denge oluşturuyorlar. Bu durum, daha şimdiden üçüncü bir dünya savaşını engellemenin mümkün olacağını gösteriyor. Ayrıca bu, kapitalizmden sosyalime geçiş süreci ve sömürge-bağımlı ulusların emperyalizme, sömürgeciliğe karşı yürüttükleri haklı savaşlar için elverişli koşullar yaratıyor. Bu bakımdan, hayatın her alanında emperyalist-gerici saldırı, komplo ve provakasyonlara karşı savaşımı yükseltmek, özü itibarıyla demokratik ve enternasyonalist bir görevdir.
    Başta ABD’nin nükleer savaş tehdidi ve saldırgan politikası olmak üzere, NATO’cu emperyalistlerin ve diğer gerici güçlerin dünya barışını tehdit eden militarist, saldırgan ve kışkırtıcı politikalarına karşı dünya barışı için mücadele, söz konusu görevin kopmaz bir parçasıdır. TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, bu tarihi görevin bilinciyle dünya barış mücadelesi içinde yerini alacak, ve ülke zemininde sömürgeciliğe, emperyalizme ve gericiliğe karşı geliştireceği ulusal kurtuluş savaşımıyla barış mücadelesine esas katkıda bulunacaktır.

 

ENTERNASYONALİZM
 
TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, Kürdistan işçi sınıfı ve yoksul köylülerinin devrimci örgütüdür.
    Dünya devrimci hareketinin kopmaz bir parçası olan örgütümüz, milli dar görüşlülüğe karşı işçi sınıfının ulusal ve enternasyonalist çıkarlarını korur, Kürdistan’daki azınlıkların haklarını tanır. İşçi sınıfının ulusal ve uluslararası çıkarlarını diyalektik bir bütünlük içinde ele alır. Dünya devrimci sürecinin temel çıkarlarının belirlediği politik perspektifleri esas alır, bağımsız ve kişilikli bir politika izler.
    TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, dünya ve bölge düzeyinde emperyalizme, sömürgeciliğe, her türde gericiliğe, ırkçılığa ve savaş kışkırtıcılığına karşı; ulusal bağımsızlık, demokrasi, barış ve sosyalizm için yürütülen mücadeleleri destekler. Kürdistan’da geliştireceği bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm savaşımıyla dünya devrimci hareketi içinde yerini alır.
    Yine TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ, başta Sovyetler Birliği olmak üzere sosyalist ülkeleri, dünya devrimci hareketinin öncü ve itici bir gücü olarak kabul eder. Dünya devrimci sürecinin temel güçleri arasındaki dayanışma ve ortak tutum almanın geliştirilmesi gereğine inanır.

 

GÖREV, BU TARİHİ ADIMI GÜÇLENDİRMEKTİR
 
Bu belge, özünden de anlaşılacağı üzere bir program değil; örgütlerimizin, TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ çatısı altında birleşmeleri ve Kürdistan devriminin asgari program birliği için yeterli gördükleri ideolojik-politik ilkelerin kuramsal bir ifadesidir. TSK çatısı altında birleşen örgütlerimizi süratle kaynaştırmak, ideolojik-politik birlik sürecini güçlendirmek, yeni örgütsel yapımızı çelikleştirerek düşmana karşı savaşta daha ileri adımlar atmak, karşımızda duran tarihi görevler arasındadır. Bu görevlerin gereği gibi omuzlanması için, ayrı ayrı yayın yaşamlarına son veren örgütlerimiz TEVGERA SOSYALİST A KURDİSTANÊ olarak, HEVİYA GEL ismiyle yeni bir yayın organı çıkaracak, ve “örgütsel birleşme ilkeleri”ne uygun olarak örgütsel birliği pekiştirecektir.
    Görev, bu tarihi adımı güçlendirmek ve geliştirmektir. Bu adıma omuz veren devrimci kadro, bizim için bir değerdir; savaşımımızda yeteneklerine göre değerlendirilecektir.
    Mayıs 1986
 
    KİP GEÇİCİ BİRLİK KOMİTESİ
    TKSP ROJA WELAT
 
Författarens Bokmaskin
Stockholm 1986

© www.zekiadsiz.com

 
   
 

 

 

   
RESIMLER HAYATI ANISINA ESERLERI MESAJ